Stockholm Sendromu Nedir?
Psikoloji

Stockholm Sendromu Nedir?

263 Görüntülenme 28/06/2024

Stockholm sendromu ne demek denildiğinde akla gelen ilk tanım, rehinenin kendini rehin alan kişiye duygusal olarak bağlanmasıdır. Ancak daha detaylı bir tanımla açıklamak gerekirse; kişinin korkutucu bir durum içinde kaldığında, kendisine zarar verme eyleminde bulunan kişi veya kişilerle empati ve sempatiye dayalı yakın bağ kurma durumudur. Altında yatan neden hayati tehlike oluşturan durumlarla başa çıkabilme mekanizmasıdır. Esaretin üstesinden gelebilmek için zarar verme eğiliminde bulunan kişiye bağlanma eylemi, güven hissini yeniden yaratır ve olayı yaşanabilir derecede tehlikesiz algısıyla normale indirger. Bu durumun varlığı ve yaygınlığı halk arasında da yerini almış, toplumsal norm içerisinde kendi katiline aşık olmak deyimi ile özetlenmiştir.

Stockholm Sendromu Belirtileri Nelerdir?

Stockholm sendromunda, yaşatılan kötü durum bitmiş olsa dahi kişi bunu sürdürmek ister. Böylece önceden hissetmiş olduğu çaresizlik, korku, kaygı, güvensizlik hissine dönmeyeceğini ve o duygudurum bozukluğuyla bir daha karşılaşmayacağına kendini ikna eder ve bir kısır döngü içinde kaybolur.

Stockholm sendromu hikayesi de bunu ispatlar niteliktedir. İsveç’in Stockholm kentinde meydana gelen, bir soygunun ardından ortaya bu sendromun doğuş hikayesi çıkmıştır. Sendrom adını bu olaydan almıştır. 1973 yılında Stockholm’de bir banka da geçekleşen iyi planlanmış olan soygun da, soyguncular dört banka görevlisi kadını altı gün boyunca bankada esir tutmuştur. Rehineler için polisle görüşme gerçekleştiren soygunculara karşı, empati ve şefkat bazlı bağ geliştiren kadınlar, polisin bankaya operasyon düzenleyeceğini anladıklarında soyguncuları uyardıkları fark edilmiştir. Altı gün sonunda kurtarılan rehinelerin kendilerini kaçıranlara karşı güçlü duygusal bağlar geliştirdikleri ve hatta onlardan ayrılmayı reddettikleri saptanmıştır. Rehineler, kendilerini kaçıranların kendilerine nazik davrandığını ve onlara zarar vermediğini bildirmiştir. Onları kaçıranları savunup, mahkemede onların aleyhinde ifade vermeyi reddetmişlerdir. Öyle ki rehinelerin kimi avukatlık ücretlerini karşılarken bir diğeri de suçlulardan biri ile evlenmek için nişanlısını terk etmiştir. Bunun üzerine olayı araştıran kriminolog ve psikiyatrist Nils Bejerot bu olguya Stockholm Sendromu adını vermiştir. Bu sendromun belirtileri şöyle sıralanır:

  • İstismar edene karşı minnet, şefkat, sevgi gibi olumlu duygular hissetme hali
  • Otorite figürlerine toplum normlarına karşı olumsuz duygu beslemek
  • Kendisini kötü durumda bırakan kişileri savunma ve yardım etme isteği
  • Sinirli, güvensiz, kaygılı hissetmek
  • Savunma mekanizmasında olan değişiklik
  • Gerçekleri reddetme ve yanıltma hali

Stockholm Sendromunun Nedenleri

Stockholm sendromu örnekleri çok fazla olsa da yaşanılan en dikkat çekici örneklerinden biri, 1974’te Amerika Birleşik Devletleri’nde meydana gelen Patricia Hearst kaçırma olayıdır. Medya patronu William Randolph Hearst’ün torunu Patricia Hearst, radikal bir örgüt tarafından kaçırılmıştır. Önce kurtulmak için gelen olumlu mesajları sonrasında ailesini eleştirip, örgüt üyelerini destekleyen mesajlara dönüşmüştür. Patricia Hearst daha sonra örgüt üyelerine katılarak bir banka soygunu dahi gerçekleştirmiştir.

Kötü koşullara maruz kalma eylemi, insanlar da geçirdiği travmaları anımsatıp kendisine fiziksel ve ruhsal zarar veren kişiye empati yapma dürtüsünü uyandırır. Böylece kişi geçmişiyle ve kendisi ile bağ kurup bulunduğu ortama uyum sağlayarak kendini anne karnı güveninde tutmak ister. Stockholm sendromu neden olur sorusunun cevabı birçok cevap içerir. İşte bu nedenler;

  • Uzun süre duygusal yükü olan bir duruma maruz kalmak
  • Kötü koşullar içerisinde kendisine bu durumu yaşatan kişiyle aynı ortamda olmak
  • Temel ihtiyaçlardan uzak kalma ile yaşanan çaresizlik hissi (su, yiyecek, barınma eksikliği)
  • Fiziksel ve duygusal istismar
  • Yaşatılan çaresizlik durumundan sonra kişinin azar azar insani ihtiyaçlara ulaştığın da kendine kötülük yapan kişiye minnet ve şükür duyma hissi
  • Bulunulan durumu çocukluk travmalarıyla eşleştirmek
  • Kendisini esaret altında bırakan kişi için empati yapmak
  • Yaşadığı durum için kendi suçlu görmek
  • Dış dünyadan soyutlanmış olmak
  • Kendi bakış açısını kaybetme durumu
  • Güvende hissetme ihtiyacı
  • Yaşanılan durumun gerçekliğini reddetme

Stockholm Sendromunu Tetikleyen Faktörler ve Durumlar

Stockholm sendromu içerisinde rehineler süreklilik taşıyan psikolojik şiddet yaşamaları üzerine dış dünyadan soyutlanırlar. Dünya ile bağlantısı kesilen kurban kendi hayatına dair detayları unutur. Bu durum da sendromu tetikleyen faktörler ve durumlar belirir. Bunun dışında sendromu tetikleyen faktör ve durumlar için şu şekilde bir liste yapılabilir:

  • Esir alınma süresi ve yoğunluğu
  • Kendi hayatına dair detayları unutmak
  • Kendini saldırganın yaşamına endeksleyerek içinde bulunduğu durumu dayanılabilir kılmaya çalışmak
  • Kendisine istenilen süre de yardım edilememesi sonucunda içinde bulunduğu durumun kötülüğünü reddetmek ve saldırgan dışında herkesi suçlamak
  • Bu doğrultu da saldırgana karşı empati yapmak ve mağdurun kendine duymak istediği şefkati suçluya yansıtarak sempatiye dönüştürme durumu
  • Mağdurun içinde bulunduğu halin sendrom haline gelmesini tetikler

Stockholm Sendromu ve Psikolojik Bağlanma Sendromu Arasındaki Farklar

Bağlanma ile ilgili bilimsel araştırmalar , anne ve bebeklerle çalışan John Bowlby sayesinde ortaya çıkmıştır. Bağlanmanın ilk kurulduğu yer anne karnıdır ancak asıl ilişki yeni dünyaya gelmiş olan bir bebeğin ona bakım veren kişiyle (anne ,baba) arasında kurduğu bağdır. Ebeveynler tarafından çocuğun ihmal edilmesi, bebeğin yeterli güven ve sevgiyi alamaması , psikolojik veya fiziksel şiddete maruz kalması bağlanma sendromunun oluşmasına sebep olmuştur. Bu sendromun belirtileri aile bireyleriyle göz kontağı kurmaktan kaçınma, içe kapanma, oyuncaklarıyla oynamama, başka insanların eşyalarını çalma, arkadaşları ile iletişim kuramama, konuşulmak istenildiğin de iletişime geçmemedir. Bu durumların içinde kalan çocuk, yetişkinlik çağında terk edilme ve ihmal edilme korkusuyla mutsuz ve başarısız ilişkiler kurmaya devam eder.

Stockholm sendromu ile bağlanma sendromu arasındaki farklardan şöyle bahsetmek gerekirse öncelikle; insanlardan zarar görme korkusuyla kaçınma eğilimi var iken Stockholm sendromunda zarar görmeye rağmen bağlanma söz konusudur. Stockholm sendromu olan olaylar karşısında kendini suçlu görür iken bağlanma sendromu diğer insanları suçlu görür. Stockholm sendromu empati yapar iken bağlanma sendromu yaşayan kişi empati yapmaktan kaçınır.

Stockholm sendromunda kişi kendini değersiz hisseder iken bağlanma sendromunda kendini değerli hissetmeye ve onaylanmaya ihtiyaç duyar. Her iki sendrom da bağlanma koşullarında problem olduğunu belirtir. Bunun için psikolojik destek alıp hayat kalitesi arttırılmalıdır. Problemlerin varlığı değil çözülmemesi sorun oluşturur. Bağlanma sendromu ve Stockholm sendromu tedavisi için mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Eğer sizin de aklınıza takılan sorular varsa daha kolay ulaşım imkânı olan online psikolog desteği alabilirsiniz. Bu şekilde sizin ya da benzer bir durum yaşayan yakınınızın yaşadığı soruna doğru yaklaşımın nasıl olacağı konusunda bilgi sahibi olabilirsiniz.

Paylaş
Görüşmeyi Başlat
Canlı Destek - İyi ki Sen
Merhaba,

Alanında uzman psikolog ve diyetisyenler ile online görüşme planlamak için danışman profil sayfalarındaki "Randevu Al" butonunu kullanabilirsiniz.

Whatsapp üzerinden İyi ki Sen canlı destek ekibimize ulaşarak sorularınızı sorabilirsiniz.