Kronik Yorgunluk Sendromu
Psikoloji

Kronik Yorgunluk Sendromu

2533 Görüntülenme 08/05/2023

Kronik yorgunluk sendromu, yakın zamanda tanımlanan ve henüz nedenleri hakkında fikir birliğine ulaşılamamış bir sendrom olarak son dönemde sıkça anılmaktadır. Belirgin bir zamanda başlayan ve dinlenmekle geçmeyen yorgunluk hissi yanında, endokrin sistemi, savunma sistemi ve kas iskelet sistemini ilgilendiren belirtilerle tanınır. Belirtileri daha çok, endokrin ve metabolizma değişikliklerini ve savunma sistemini ilgilendirdiği için, iç hastalıklarının konusu olarak ele alınır. Hastalığa, virüslerin, beslenme bozukluğunun, bir endokrin bozukluğun veya savunma sistemi bozukluğunun neden olabileceği ileri sürülür.

Psikiyatrinin konuyla ilgisi, belirtilerin gerginlikle (stres) bağlantılı belirtiler olması nedeniyledir. Sersemlik hissi, çarpıntı, şişkinlik, sinirlilik, huzursuzluk hissi, kilo kaybı gibi belirtiler, kolaylıkla gerginliğe bağlanabilecek belirtilerdir. Kronik yorgunluk sendromunun nedenleri arasında, gerginlik doğrudan anılmamakla beraber, dolaylı olarak tanımlar içinde yer alır ve çözüm önerilerinde, “stresle baş etmenin önemi” daima vurgulanır. Bunun yanında, sendromun depresyon ve kaygı bozukluklarıyla karıştırılmaması gerektiği belirtilir.

“Kronik yorgunluk sendromu, metabolik sendrom, tükenmişlik sendromu gibi farklı disiplinlerce tanımlanmış sendromların ortak özelliği, ısrarla günlük hayatımıza ve yaşam biçimimize vurgu yapmalarıdır.”

Kronik yorgunluk sendromunda, stresle baş etmenin yolları, beslenme alışkanlıkları, uyku düzeni ile ilgili öneriler bulunur. Metabolik sendromun, yeme alışkanlığı, günlük hareket ve fiziksel aktivite alışkanlıkları nedeniyle çağdaş yaşama biçiminin bir parçası olduğu ileri sürülür. Tükenmişlik sendromu, profesyonel hayatın doğurduğu yorgunluk ve hayal kırıklıklarıyla ilişkili bir durum olarak tarif edilebilir. Bu sendromların genellikle, iyi eğitimli, gelir düzeyi ortanın üzerinde ve çalışan kesimde sıklıkla görülen sendromlar olduğu vurgulanır.

“Çağdaş yaşam koşulları insanda yeni birtakım hastalıkların doğmasına mı neden oluyor?” Bu cümle, sendromların da ötesinde birtakım hastalıklar için sıkça söylenen bir cümledir: Panik ataklar, depresyon, reflü, esansiyel hipertansiyon, fibromiyalji gibi hastalıklar için sıkça, “bunlar çağın hastalığı” dendiğini duyarız.

“Sorgulanamaz olarak benimsediğimiz hayat koşulları, yoğun iş baskısı, uzun çalışma saatleri, mesailer,“mükemmeliyetçilik”, ikili ilişkilerdeki esnetilemeyen beklentiler, kişisel zaman ya da kişisel merakların tamamen anlamsız, gereksiz hatta tehlikeli algılanması çağdaş yaşamın sürekli yorgunluk yaratan nedenleridir.”

Dinlenmek ya da stresle baş etmek için; kendini geliştirme, kendine mal etme hazzından uzak, zihni boşaltmaya yönelik egzersizler, yoga ve meditasyon önerilmektedir. Günde 12 saat çalışan birine egzersiz önererek, bunun dengeli bir yaşam tarzı haline gelmesini beklemek ne kadar gerçekçi olmaktan uzaksa, içinde bulunduğu durumun yarattığı fiziksel ve ruhsal belirtileri bir hastalık olarak algılayıp, buna tedaviyle çözüm aramak da o kadar naif bur tutum.

Gerçekçi olansa, yaşamımızı, zaman içinde şekillendirdiğimiz bir bütün olarak kavrayıp, vücudumuzda ve duygularımızda ortaya çıkan olumlu ve olumsuz belirtileri bu yaşamın ne durumda olduğunun göstergeleri olarak benimseyebilmek. Bu göstergeler, bize yaşamımızda nelerin fazla ve nelerin eksik olduğunu hatırlatmak için var ve bunlara kulak vererek hayatımıza yön verdiğimizde, gerçekten ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek dengeli bir hayat sürebiliriz.

Paylaş
Görüşmeyi Başlat
Canlı Destek - İyi ki Sen
Merhaba,

Alanında uzman psikolog ve diyetisyenler ile online görüşme planlamak için danışman profil sayfalarındaki "Randevu Al" butonunu kullanabilirsiniz.

Whatsapp üzerinden İyi ki Sen canlı destek ekibimize ulaşarak sorularınızı sorabilirsiniz.