Doğal Afetler Psikolojimizi Nasıl Etkiliyor?
Psikoloji

Doğal Afetler Psikolojimizi Nasıl Etkiliyor?

2966 Görüntülenme 06/06/2023

Doğal afetler, insanların yaşamında travmatik hayat deneyimleri olarak bilinmekte olup, afet sona erdikten sonra da yetişkinler üzerinde birtakım psikolojik etkiler bırakabiliyor. Doğal ve beşeri afetler, canlı ve cansız çevreye büyük zarar veren önemli ölçüde can ve mal kaybına neden olan olağandışı olaylar olarak biliniyor.

Hava kirliliği, kuraklık, salgın hastalıklar ve besin yetersizliği gibi,  insanın beden sağlığını olumsuz etkileyecek durumların yanında uzmanlar son dönemlerde iklim değişikliklerinin de ruh sağlığı problemlerinde artışa neden olacağını öngörüyorlar.

Hepimizin varoluşunu sürdürebilmesi, yaşamına sağlıklı şekilde devam edebilmesi yaşadığımız gezegenin sağlığına bağlı olduğunda, herbirimiz bir ucu iklim krizini reddetme, diğer ucuysa iklim krizine bağlı yok olma korkusu arasında yer alan eko-anksiyete spektrumunun bir noktasında bulunmaktayız.

Deniz kıyısında, ada ülkelerinde, kurak sahalarda, yüksek jeolojik riskli alanlarda yaşayan insanlar, sosyoekonomik olarak dezavantajlı olan topluluklar,  gelecekle ilgili belirsizliğin hayatlarını belirleyeceği çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler, engelli bireyler ve kronik sağlık sorunları olan kişiler eko-anksiyeteden kaynaklı yüksek risk grubu içinde yer almaktadır.

Doğal bir afetin etkilerini atlatabilecek kadar kaynağınız olmadığını, devletin kaynaklarının yetersiz olduğunu düşündüğünüzde, geçim kaynaklarınız tamamen doğaya ve hava koşullarına bağlı olduğunda gelecekle ilgili hissettiğiniz endişe tetiklenebilir.

Araştırmalara göre zaman zaman afetlerden büyük maddi ve manevi zararlar gören halkın doğal afet öncesi önlem almadıkları, doğal afetlerle ilgili farkındalıklarının ve eğitimlerinin eksiklik olduğu gözleniyor. Doğal afetlerle mücadele edebilmek için her şeyden önce yaşanılan çevredeki tehlikeleri iyi bilmek, bu tehlikelerin doğurabileceği zararları azaltabilmek-ortadan kaldırabilmek için, yaşadığımız çevreyi en akılcı yol ve yöntemlerle kullanmamız gerekiyor.

Kaybın çeşidine ve boyutuna bağlı olarak doğal afetlerden doğrudan etkilenen bireylerde güçlü bir keder, panik, kayıp, kaygı ve üzüntü hissedilebiliyor. Uykuya dalmada yaşanan sıkıntılar, öfke, sinirlilik ve suçluluk da görülebiliyor.  Bireyler  sadece ağaçları, hayvanları, evlerini, eşyalarını değil inançlarını, umut ve motivasyonlarını da kaybediyor.

Doğanın ya da canlıların doğrudan kaybı yanında, bu kayıpların yaşam tarzımızda meydana getirdiği değişikliklere tepki olarak; önlem almayan devlet kurumlarına,  dünyanın kaynaklarını bilinçsizce tüketen sistemlere, sosyal medyada karşıt görüşte olan diğer kişilere, toplumun bilinçsizliğine, bazen de kişinin kendisine karşı öfke duymasına sebep olabiliyor.

Kaygı ve öfke hisleri bazen bunaltıcı olduğunda korkulardan ve duygulardan kaçınmak için, bireyler dikkat dağıtıcı şeylerin arayışına girebilmekte,  yaşadıkları yoğun duygulardan uzaklaşmak için madde veya alkol kullanımı gibi sağlıklı olmayan savunma stratejileri kullanıldığında yaşam kalitesi ve ruh sağlığı olumsuz etkilenebilmektedir. Doğa ve üzerinde yaşadığımız dünya insan canlısının da evi olduğundan beslenmek, gelişmek, hayatta kalmak için dünyanın kaynaklarına ihtiyacımız bulunmaktadır. Bireyler dünya var olmadan kendilerinin de var olamayacağını bildiklerinden dolayı dünyanın yavaş yavaş yok olması, kişilere kendi hayat güvencelerini sorgulatırken endişe duymalarına da sebep olmaktadır.

Plastik atıklar, klima kullanımları, tüketilen hayvansal besinler, çok su kullanılarak yapılan işlemler ile bilinçli ya da bilinçsiz attığınız her adımda dünyaya bir şekilde zarar verdiğinizi bilmeniz, iklim değişikliğine bireysel olarak katkıda bulunduğunuzu düşünerek pişmanlık ve utanç duymanıza sebep olabilir.

Ekolojik yas nedir? Doğayla Birlikte Kaybettiklerimiz Ve Ekolojik Yasın 5 Aşaması                  
Çoğumuz yas sürecini sevilen birinin kaybından sonra yaşanan duygusal olarak yoğun süreçle ve kederle ilişkilendiriyoruz.   Bu nedenle yas kavramını iklim değişikliği gibi küresel çaplı, somut etkileri yeni yeni görülmeye başlanmış, görünüşte belirsiz bir duruma nasıl uyarlanabileceğiyle ilgili net bir çıkarım yapamıyor olabilirsiniz.  Ancak iklim değişikliğinden doğrudan etkilenen ya da şahit olan kişiler, iklim değişikliği üstüne çalışan bilim insanları  doğanın yok olması ve gelecekte yaşanabilecek olası kayıplar karşısındaki duyguları tanımlamak için “ekolojik yas” kavramını kullanıyorlar.  Ekolojik yas kavramı özünde, yerel ya da küresel çapta, üzerinde yaşadığımız yer küreyle ilgili değer verdiğimiz şeylerin beklenen ya da beklenmedik kaybını temsil ediyor.  Burada yas sürecini açığa çıkaran şey, sizin için değerli olanı sonsuza kadar kaybettiğinizi düşündüğünüzde oluşan duygusal tepki aslında.

Aşamalar: Kübler-Ross

1.Aşama: İklim değişikliğini ve sonuçlarını inkar etmek
Bu aşama, sonuçlarından korktukları için iklim değişikliğinin bilimsel kanıtlarına inanmamayı tercih eden ya da inansalar dahi acil önlem alınması gerektiğini görmezden gelen insanların deneyimlerini temsil ediyor. Burası çok önemli; iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanan kayıpları sırf bizi korkuttuğu ya da üzdüğü için inkar etmek, eyleme geçme ihtiyacını görmezden gelmek, ertelemek, iklim değişikliğiyle başa çıkmak için atmamız gereken adımları ve hazırlıklı olmamızı engelleyerek daha büyük kayıplara yol açabilir.

2. Aşama: Öfke
Yaşamınızın diğer alanlarında da kullanabileceğiniz bir bilgi iletmek istiyorum. Öfke ve kızgınlık gibi duygular bazı kuramcılar tarafından “ikincil duygular” olarak adlandırılır ve bu duygular üzüntü, umutsuzluk ve kafa karışıklığı gibi çok yoğun ve kişinin ruh sağlığını olumsuz etkileyen birincil duygularla baş etmeyi kolaylaştırır. Yani bir tartışma sırasında size öfkeli davranan eşinizin aslında içten içe yaşadığı temel sorun üzüntü ve umutsuzluk olabilir. Kendisi ayakta kalmak için öfke savunma mekanizması ile tepki veriyor olabilir. İklim konusunda ise öfke; devlet kurumlarına, dünyanın kaynaklarını bilinçsizce tüketen sisteme, toplumun bilinçsizliğine ve bazen de kişinin kendisine yöneltilebilir.

Öfkenin probleme dönüştüğü noktada bu duyguya takılıp kalarak onu yanlış yerlere kanalize etmek; ekolojik yas sürecini atlatmak için anlamlandırmamız gereken üzüntü ve acı duygularını örtbas etmek için bahane olarak kullanmamızdır. Bu da tabi ki harekete geçmemiz gereken noktada öfke ile işlevsiz kalmamıza sebep olabilir.

3. Aşama: İklim değişikliğinin olumlu yönlerine odaklanmaya çalışma (pazarlık)
İklim değişikliği ile ilgili yaklaşımımız ‘pazarlık etmek’ olduğunda, iklim değişikliğinin potansiyel sonuçlarını azımsama ve zihinsel çarpıtma ortaya çıkabilir.

Plastik şişede su satın almayıp suyumuzu matarada taşıyarak, çöplerimizi dönüştürerek dünyayı kurtardığımızı zannedebilir, büyük resmi gözden kaçırarak iklim değişikliği sorununun çözümü için daha büyük adımlar atmamız ve tüketim alışkanlıklarımızı daha geniş ölçekte değiştirmemiz gerektiğini görmezden gelebiliriz.

Bu aşamanın öne çıkan en büyük özelliği, “göstermelik çabalarla kendimizi daha iyi hissetmeye çalışmak” ve “kayıpla yüzleşmekten bu şekilde kaçınma” eğilimidir.

4.Aşama: Depresyon
Bu aşama, iklim değişikliği gerçeğini ve bunun korkutucu sonuçlarını kabul ettiğimizde başlar. Konuyla baş edebilme konusunda kendimizi karamsar, çaresiz ve umutsuz hissederiz. Özellikle bu gerçekliğin tam ortasında duran iklim bilimcilerin ve iklim aktivistlerinin daha çok yasın bu aşamasını deneyimledikleri gözlemlenir.

5. Aşama: Kabul
Ekolojik kayıp perspektifinden bakıldığında insan neslinin tükenmesi, kaçınılmaz son değildir ve değişen koşullara uyum sağlayabilen tüm türlerin yaşama devam etme olasılığı yüksektir. İklim değişikliğinin sebep olduğu kayıplar geri getirilemeyecek olsa da bir insanın ölmesiyle yaşanan kayıp ile doğanın adaptasyonla var olmaya devam etmesine farklı pencerelerden yaklaşmamız gerekir.

Eko-Anksiyeteden Kendimizi Ruhsal Olarak Nasıl Koruyabiliriz?

İklim kriziyle ilgili politikaların yetersizliği ve geleceğin belirsizliği sizi korkutuyorsa endişelenmeyin, böyle hisseden yalnızca siz değilsiniz.  İklim değişikliği ve olası negatif sonuçları konusunda kaygı duymak, üzüntü, endişe, çaresizlik gibi olumsuz duygularla başa çıkmakta zorlanmak eko-anksiyete manasına geliyor. Ekolojik travmanın bir parçası olarak sürekli etkileşimde bulunduğumuz doğanın kötüye kullanılarak bilinçli-bilinçsiz yok edilmesine tanıklık etmek, bu durumun bedende yarattığı bir dizi stres tepkisi olarak tanımlanmaktadır.

Ekolojik hayatın zarar görerek doğanın kötüye kullanılması durumlarına şahitlik etmek, kronik stres bozukluğu gelişmesine sebep olarak yok olma korkusunun da ötesinde kişinin sinir sisteminin esnek dayanıklılık aralığını zorlayarak kronik stres geliştirilmesine sebep olabilmektedir.

Haberlerde orman alanlarının yanarak yok olduğunu görmek,  çevrenizdeki ağaçların bina yapımı için kesildiğini izlemek, fabrikaların atıklarının denizlere karıştığına şahitlik etmek ve bu durumların gelecek nesillere etkilerine dair artan korkular bireylerin konu hakkında travmatize olmasına sebep olabilmektedir.

Bireysel olarak iklim değişikliğiyle ve yıkıcı etkileriyle ilgili fazlaca habere maruz kalarak yaşanan bilgi kirliliği ve kıyamet senaryoları sonucunda bireyler çevrelerine ve kendilerine destek olmak amacıyla motive edici gücü bulma konusunda çaresiz ve umutsuz hissedebilmektedir.

Buradaki ortak özelliğe dikkat çekmekte fayda var:

“Her bir olumsuz tabiat olayı, doğadaki gerçekten yaşanan ya da algılanan bozulmayla bağlantılı olarak,  İÇGÜDÜSEL bir duygusal tepkinin ortaya çıkmasına sebep oluyor”

Doğaya insan canlısı tarafından verilen zarar, yaşam kaynaklarının suiistimal edilmesiyle “travmanın” insanlar üzerinde bıraktığı etkilere yakın etkiler meydana getiriyor.  Sonuç olarak, karşı karşıya kaldığımız ekolojik çöküş aslında kolektif olarak deneyimlenen bir travma deneyimi.

Travmatik olayların önemli bir özelliği nadir zamanlarda oluştukları için değil, bireyin hayata olağan adaptasyonunu bozduğu için olağanüstü sayılmaktalar. Travmatik olaylar genellikle yaşam veya vücut bütünlüğüne yönelik tehditleri içerdiklerinden ortak paydaları yoğun korku, çaresizlik, kontrol kaybı ve yok olma tehdidinin hissedilmesi.

Burada önemli olan nokta her konuda olduğu gibi, iklim krizi konusunda da duyarsız olmak ve çok fazla düşünmek arasındaki dengeyi bulmak önem taşıyor. Gelecek zamanlarda pişmanlık yaşamamak için elimizden gelen gayreti göstermek ve  duyguları maskeleyerek temelde daha da yoğunlaşmalarına izin vermemek faydalı olabilmektedir.

  • Konu hakkında hissedilen yas, çaresizlik, öfke gibi duyguları bir kenarda bırakmak yerine onlarla başa çıkabilmek için yüzleşmek ve kendimize zaman tanımak gerekiyor.
  • Geçmiş yaşantımızda doğaya zarar veren davranışlarınızdan ve alışkanlıklarınızdan dolayı suçluluk duyuyorsanız bu hissin, sorumlu yapınızdan da kaynaklandığını fark ederek geçmişteki olumsuz hareketlerinizden ders çıkartmaya ve kendinize haksızlık etmemeye çalışın.
  • Doğada elinizden geldiğince zaman geçirmeye çalışarak doğanın yani özünüzün şifalandırıcı etkisinden faydalanmaya çalışın ve doğayı sarın, o da sizi sarsın.
  • Çevre dostu alışkanlıklar edinerek günlük hayatınızda uygulamak, çevrenizdeki kişilere de ilham olarak teşvik edecektir.
  • Doğanın korunması için emek veren sivil toplum örgütlerine ve çevreci gruplara dahil olmak, becerileriniz ve yetkinlikleriniz açısından gelişime katkı sağlayacaktır. Bu topluluklara gönüllü katkıda bulunmak, daha çok insana ulaşarak çevre bilincini artırmanıza yardımcı olacaktır.
  • Çevre hakkında sağlıklı ve güvenilir bilgi edinebileceğiniz kaynakları belirleyerek bilgi ediniminizi sadece bunlarla sınırlandırmak hem kriz anlarında hazırlıklı olmanız hem de karışık bilgilerle ruh sağlığınızı olumsuz etkilemenize engel olacaktır. Çünkü yanlış ya da eksik bilgi, iklim değişikliği gibi soyut bir kavramı anlamayı ve işlemeyi zorlaştırabileceğinden sizi de olumsuz yönde etkileyebilecektir.

‘Herkes kapısının önünü süpürse, tüm mahalle tertemiz olur.’

  • Yaşam tarzınızla ilgili kendinize yaptığınız sert eleştiriler ve yargılamalar yerine değişim adına adımlar atmak, duyarlılık gösterdiğiniz alanlarda nesnel çözümler üretmek, kendinizi yanılgıya düşürerek çaresiz hissetmenizi engelleyecektir.
  • Çevre bilincinin artırılmasını sağlayacak etkinlikler ve projeler düzenlenmesi, boş arazilerin ağaçlandırılması, çöp toplama, yerleşim alanlarının yakınlarına geri dönüşüm kutuları yerleştirerek çöp ayrıştırılmasını teşvik etmek, çıkarılan atık miktarının azaltılması için ileri dönüşüm yöntemlerinin belirlenmesi gibi yöntemler fayda sağlayabilecektir.
  • Karbon ayak izi, birim karbondioksit cinsinden ölçülen, üretilen sera gazı miktarı açısından insan faaliyetlerinin çevreye verdiği zararın ölçüsüdür. Diğer bir deyişle, bir insan ya da kuruluşun doğrudan veya dolaylı olarak etrafa yaymasına sebep olduğu karbon miktarını belirtir. Örneğin, karbon ayak izinizi azaltmak, dünyanın kaynaklarını daha bilinçli kullanmak ve ihtiyaçlarınızı doğanın ihtiyaçlarına da duyarlı yöntemlerle karşılamaya çalışmak için bireysel adımlar atabilirsiniz.
  • Örneğin, kullandığımız arabanın düşük güçlü olması, bisiklet kullanımının arttırılması, atıkların azaltılması, tabiatta çözünebilen malzemelerin kullanılması,  geri dönüşüme önem verilmesi, doğalgaz yerine güneş enerjisi kullanımı, ısı yalıtımı, tasarruflu ampul tercih edilmesi, toplu taşıma araçlarının kullanılması şahsen sağlayabileceğimiz katkılar arasındadır.
  • Konu hakkında duyarlı diğer bireylerle ortak çalışmalar yapmak, yalnız hissetmemenizi sağlayarak sizi tek başınıza mücadele etmekten kurtarır ve endişelerinizi azaltabilir. Duygusal ve sosyal destek, kişilerin umutlarını ve hayata bakış açılarını olumlu manada besleyerek psikolojik dayanıklılıklarını arttırmaktadır.
  • Ayrıca güncel durumda olan iklim değişikliğinin, bireysel çabalarınızla çözemeyeceğinizin de farkında olarak kapsamlı bir fayda yaratmak için dünya çapında yatırımlar gerektiğini ve sorunun büyük ölçekli bir boyutta olduğunu da fark etmelisiniz.

Yazan: Klinik Psikolog Fulya Arzu Beyribey

Paylaş
Görüşmeyi Başlat
Canlı Destek - İyi ki Sen
Merhaba,

Alanında uzman psikolog ve diyetisyenler ile online görüşme planlamak için danışman profil sayfalarındaki "Randevu Al" butonunu kullanabilirsiniz.

Whatsapp üzerinden İyi ki Sen canlı destek ekibimize ulaşarak sorularınızı sorabilirsiniz.