Bilişsel Davranışçı Terapi
Psikoloji

Bilişsel Davranışçı Terapi

2664 Görüntülenme 23/06/2023

Bilişsel Kuramın Doğuşu

Bilişsel Davranışçı Terapi (Bdt), çeşitli terapi okullarının içinde yer aldığı bir çatı terimdir. Yöntem, günümüzde psikoterapi alanında en başta gelen yaklaşımlardan biri haline gelmiştir.

İlk olarak, gözlemlemeye ve deneye dayanan Davranışçılık Kuramı ile başlayan 20. Yüzyıl sürecinde, 1950’li yıllar itibariyle, Davranışçılık yavaş yavaş Freud’un Psikanaliz yönteminin yerini almaya başlamıştır. Sonrasında ise, davranışçı kurama uymayan bulguların ortaya çıkışıyla, bilişsel bakış açısının da gelişmesiyle, zihnin de kendisine gelen girdileri işleyen bir güce sahip olduğu kabul edildi. 1960’lardaki egemen Davranışçılık kuramının yerini 70’lerde bilişsel kuram almaya başladı.

Bilişsel kurama göre, çevremizden aldığımız uyaranların, bizde ortaya çıkarttığı sonuçlar arasında insana dair sosyal öğrenmelerin önemi açıklanmaya başlanmıştır. İnsanın algısı, olaylara verdiği anlam, ruhsal tepkilerinde rol oynamaktadır.

Kişilerin çevreden aldıkları uyaranlara verdikleri tepkiler, bireylerin önceki deneyimlerine bağlı olarak şekillendiğinden, aynı durum ve çevrede 2 kişi, duruma farklı yanıtlar verebilir.

1950’li yıllarda Albert Ellis, danışanlar psikanaliz ile içgörü kazansalar da, çok ilerleme kaydedemedikleri için, eksik olan nokta olarak, insanların vazgeçilmez özelliği olan bilişleri eklemeyi uygun görmüştür. Kişiler, geçmiş yaşamda edindikleri tecrübelere ve oluşmuş inançlarına bağlı olarak tepki vermekteydiler. Ancak bu bağlantılarda yanlış olanların, terapilerle düzeltilmesi ile  kişilerde elle tutulur bir sebep yokken oluşan kaygı ve depresif belirtiler çözülebilmektedir.

1980’lerde ilerleme kaydeden Bilişsel Kuram, daranışçılığın bilişsel kuramla birleşmesiyle, en yararlı entegrasyon terapi yöntemlerinden biri olarak kabul edildi.

Psikiyatrik Rahatsızlıklar

Ruhsal sorunlar, geçmişte ve halen devam eden öğrenmeler, genetik geçişler, bireyin kişilik yapısı ile  yaşamlarında, bilinçsiz şekilde, şema adı verilen, eskiye dayanan alışık olduğu olumsuz kalıplarındaki temel düşüncelerini takip eden davranış tarzlarını tekrar etmelerinden kaynaklanır. Mesele, bu yanlış düşünce ve davranış kalıplarını, bilişsel bir farkındalıklar çözümleyerek, düzenleyebilmektir. Kişinin o anda hayatını zora sokan hisler, durumlar, sıkıntısı nedeniyle yapamadığı amaçlar belirlenir. Sorunu birlikle algılanarak, işlevselliğinin nasıl etkilendiği anlaşılır.

Bdt Hangi Hastalıklarda Kullanılabilir?

Depresyon, duygudurum bozuklukları, kaygı, kişilik ve yeme bozuklukları, sosyal fobi vb. bir çok ruhsal rahatsızlıkta kullanılabilen, kısa-süreli, bu ana odaklanan, sorun çözme ve eyleme geçmeyi danışana öğretmeyi amaçlayan bir psikoterapi çeşididir. Çoğu hastalık üzerinde Bdt, hastalıkların tedavisi, tekrarının önlenmesi açısından en yaygın kullanılan kanıta dayalı tedavilerden biri olarak kabul edilmektedir.

Bdt’nin etkili olduğu rahatsızlıklar şöyle sıralanabilir:

  • Kaygı bozuklukları
  • Obsesif kompulsif bozukluk
  • Panik atak
  • Travma sonrası stres bozukluğu
  • Depresyon
  • Cinsel sorunlar
  • Çift terapileri
  • Bağımlılıklar
  • Yeme bozuklukları
  • Sosyal fobiler
  • Tik gibi çeşitli davranış problemleri
  • Yeme bozuklukları

Bilişsel Davranışçı Terapi ayrıca şu rahatsızlıkların tedavisinde de destek sağlamaktadır;

  • Şizofreni
  • İki uçlu bozukluk (Bipolar bozukluk)
  • Öfke sorunları
  • Kişilik bozuklukları

Bilişsel Davranışçı Terapide Terapistin Yöntemi 

Bireylerin, problemleriyle ilgili olarak eğitilmeleri, duygusal hallerinin, fiziksel semptomlarının, hem kendileri hem de  çevreleriyle etkileşim halinde olduğu bilgisiyle,  sonucunda, kişilerin kendi terapisti olmaları temel amaçlardan biri olmaktadır.

Zihinsel süreçler Gestalt yöntemi ile analiz edilerek, davranışçı bakış açısı ile, kişinin öğrenme ve düşünme stili ile ilgili bilgi edinilir. Öncelikle terapist, psiko eğitim ile, kişinin yaşadığı sıkıntının kaynağını analiz ettikten sonra, kişide yarattığı fiziksel ve ruhsal etkileri konuşulur. Düşünce ve inançlarının gerçeklikle paralelliğini anlaması için danışana ışık tutulur. Oluşan fizyolojik belirtiler de var ise, bunlar meydana gelmeden önce yaşadığı süreci ve tepkilerini anlayarak, oluşan semptomları yönetebilmesine destek olur. Duygusal bozukluklar, bilişsel temele oturtulur.

Kişinin sorunlarla baş etme stratejileri çözümlenerek, yararsız stratejiler üzerinde düzenleme yapılır. Nefes alma ve kas gevşetme egzersizleri ile desteklenen seanslarda, kişilerin anksiyete, depresyon sorunları sırasında, seçici nasıl yöneterek, rahatlatıcı zihinsel aktiviteye geçebilecekleri şekillendirilir.

Amaç tetikleyicileri fark edebilmek ve düşünce/ duyguları yönetebilmektir. Kişileri rahatsız eden duygudan hemen önce akıllarından ne geçirdiklerinin fark edilmesi sağlanarak otomatik düşünce ve temel inançlar belirlenir.

Biliş, duygu ve davranışın birbirinden ayrılmaz parçalar olduğu psiko eğitim bilgisi ile çarpıtılmış ve gerçekçi olmayan düşünce yöntemleri üzerinde çalışılarak, duygu ve davranışlarda iyileşme sağlanması amaçlanır.

Kaygı uyandırıcı olumsuz iç konuşmaların yerine, mantığa dayalı olumlu iç konuşmalar yerleştirilerek, kayıt tutma temelli ev ödevleri ile, kişinin kendi üzerindeki kontrolü arttırılır.

Sokratik sorgulama ile, en sık görülen, – felaketleştirme, ya hep ya hiç, aşırı genelleme, meli/malı düşünce tarzı- vb. bilişsel çarpıtmalar ve kişinin stratejileri fark edilerek, üzerinde çalışma olanağı sağlanır.

Bireyler, bilişsel başa çıkma yöntemlerini öğrenerek, stresle karşı karşıya kaldıklarında nasıl bir başa çıkma yöntemi kullanabileceklerini daha kolay belirler. Stres faktörleri ortadan kalkmasa da kişinin bir bakış açısı yerine başka bir bakış açısı yakalaması yoluyla, kişinin aslında düşüncelerini kendisinin seçebileceğini ona göstererek, düşüncelerini daha az tehdit edici değerlendirmesine yardımcı olunur.

Amaç sadece, anksiyete, depresyon ile başa çıkılması için gereken yöntemlerin öğretilmesi değil, aynı zamanda günlük hayatında karşısına sık sık çıkabilecek bireyin aktif rol alması gereken konularda da kontrolü eline alabilmesi amaçlanmaktadır.

Tedavi sonlarında ayrıca kişilerin, sosyal beceri, öz saygı, öz yeterlilik ve yaşam kalitelerinde de artış olduğu gözlemlenmiştir.

Farmakolojik Destek

Öncelikle Klinik Psikolog ile yapılan görüşme ve değerlendirmeler ile uygulanan testler neticesinde, eğer gerek duyulur ise, bir Psikiyatrist desteği ile ilaç tedavisi de eklenebilmektedir. Çoğu durumda, ilaçsız tedavi yeterli olmakla beraber, her iki tedavi çeşidinin birlikte kullanılması ile daha olumlu etkiler alınan durumlar da söz konusu olmaktadır.

Yazan: Klinik Psikolog Fulya Arzu Beyribey

Paylaş
Görüşmeyi Başlat
Canlı Destek - İyi ki Sen
Merhaba,

Alanında uzman psikolog ve diyetisyenler ile online görüşme planlamak için danışman profil sayfalarındaki "Randevu Al" butonunu kullanabilirsiniz.

Whatsapp üzerinden İyi ki Sen canlı destek ekibimize ulaşarak sorularınızı sorabilirsiniz.